20 Ekim 2016 Perşembe

Kırmızı Saçlı Kadın - Orhan Pamuk



Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman var mıdır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?

...

Bir başka örnek de Oidipus ile Sührab'ı birbirlerine o kadar benzeten, onları kardeş kılan, babasızlık ve yeni bir baba bulma heyecanıydı. Hem Sührab hem de Oidipus'un asıl babalarından uzak olmalarının üzerinde yeterince durmamıştım. Heralde yeni bir baba aradığımı kendimden de saklamak istiyordum da ondan, dedim kendi kendime. Babam beni, tıpkı Rüstem'in Sührab'a yaptığı gibi bırakıp önce hapse, sonra başka bir hayata gidince onun yerine kendime babalar aramış, onların öğütlerini dinlemiştim. MahmurtUsta'yı hala sık sık düşünüyordum: aklımın bir köşesinde gittikçe küçülen bir adam dünyanın bir ucundan öbür ucuna kuyu kazıyor, bazan da başka kıyafetlerle rüyalarıma giriyor ve hikayeler anlatıyordu. 

...

...kitabın, benim son sahnedeki monologlarım gibi hem içten hem de bir masal gibi olmalı. Hem yaşanmış bir hikaye gibi sahici, hem de bir efsane gibi tanıdık olmalı. O zaman yalnız hakim değil herkes anlar seni. Unutma, aslında baban da yazar olmak istemişti.

Ocak-Aralık 2015 / Orhan Pamuk


Ekim / 2016

18 Ekim 2016 Salı

YÜZLEŞME / 2-Biliyorsun

bir şey arıyorum kendimde
sana ait olmayan.
gözünün değmediği, 
elini sürmediğin, 
başımı döndüren kokunun sinmediği…
görüyorum ki hiçbir şey kalmamış bende
sana ait olmayan,
her şeyim sana ait.
vazgeç diyorsun
vazgeçmek ölmek demek;
biliyorsun...

çağlayan
ekim / 2016

11 Ekim 2016 Salı

YÜZLEŞME / 1-Acının Anatomisi



acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimizde
o yuvasız çalı kuşu bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi baş kaldıran dizelere

aramakmış oysa sevmek özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan yalanmış hepsi yalan
sevmek diye bir şey varmış sevmek diye bir şey yokmuş

acı çektim günlerce acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimizde

10 Ekim 2016

https://www.youtube.com/watch?v=Zn4hItd3p6o




9 Ekim 2016 Pazar


Yine bana bakarken yüzün kızarıyor
Toplum kurallarından kurtulamadık daha 

Bütün çayırlar bomboş
Görmüyor musun
Al başını dağlara çık
Avaz avaz şarkı söyle sokaklarda
Bir kibrit çak
Bütün evler yansın
Yüzbin yılın öcünü al bu şerefsiz dünyadan
Sonra kaldır kendini denize at
Biraz serinle
Sevebildiğim kadar insanım ben
On gram arsenik yeter canıma
Beni düşünme


...

Senin o yumru gözlerin yok mu 
Nasıl duruyor boşluğunda arzuların anlamıyorum
Nasıl nasıl bakıyor bana
Böyle merhametten uzak 


Git diyorsun
Nereye gideyim
Ümitlerim ne olacak
Bunca şiirleri kim söyleyecek sana
Kim anlatacak dünyaya sığmayan güzelliğini 


Biz Kardeş Değiliz / Ümit Yaşar Oğuzcan

6 Ekim 2016 Perşembe

Bugün ve Bugün

Öyle çabuk geçiyor ki günler 
Hele sen de bir bak hayatına. 
Daha dün doğmuşuz sanki 
Yeni okula başlamışız 
Yeni sevmişiz 

Öyle çabuk geçiyor ki günler 
Hele sen de bir bak hayatına 
Yarın bitecek sanki her şey 
Yarın ölecek gibiyiz. 

Daha doymamışız yaşamasına 
Günlerimiz dün bir, bugün iki 
Sakın bir şey bırakma yarına 
Yarın yok ki.


Özdemir Asaf

14 Eylül 2016 Çarşamba

Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?


Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı? 


27 Mart 2016 Pazar

Gelmeyişin Üzerine



bir akşam ansızın çık gel
n'olursun
yatağa sinmiş kokun beni terk etmeden gel 
gülüşün odamın içinde yankılanıyorken gel

bir akşam ansızın çık gel
n'olursun
yatakta bıraktığın çukur seni bekliyorken gel
sonbaharı devirmeden gel

kapımı çal
her gün giriyormuş gibi gir içeri
yokluğun hiç olmamış gibi gir.

gel
dokunduğun yerden parmak izlerin silinmeden gel
çiçekler susamadan gel de
masamın üzeri tozlanmadan gel
n'olursun

bir akşam ansızın çık gel
varlığına alıştırdın,
yokluğunla sınama beni
n'olursun

Eylül, 2015