cahit sıtkı'ya göre sevgilim
yaş otuz beşe geldi mi yolun yarısı
bindokuzyüzaltmışlılara bakarsan
otuzunu aşıp dereceye girenlerde
ortalama ömür
hesabım doğruysa elli beş buçuk eder
yani yolun yarısı
yirmi yedi virgül yediyüz elli
araya devlet trafik falan girmezse
on sekiz buçuk yıl ömrüm var demektir
şimdi ikimiz bir çocuğa dursak
dokuz ay on gün kalsa tembellik edip
ben göremezdim onsekizinci yaşını
ne konuşur ne düşünür ne yapardı
yani şimdi ikimizi bir çocuğa dursak
tembellik edip dokuz ay on gün kalsa
ben onsekizinci yaşını göremezdim
bulutların bulut aşkın aşk olduğu yaşını
en güzel en cesur en tehlikeli yaşını
insan kendi biçtiği ömre ağlar mı
düşünüyordum da sevgilim
yarısı gözümde kuruyan bir gözyaşı
benim
aklıma düşen
bu acı
1977
Nevzat Çelik - Sevgili Yoldaş Kurbağalar
19 Ekim 2013 Cumartesi
11 Ekim 2013 Cuma
Elimden Gelen Bu
elimden gelen bu ben iki kişiyim
çoğalmak neyse ne azalmak zor
birisi seni her an bırakıp gittiğim
öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
gözlerine kirli bir bulut getirdim
hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor
elimden gelen bu ben iki kişiyim
birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
bir yerin üşüse onun sıcaklığı
öbürü en içten çağrını işitmiyor
hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı
alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
bakışları kıyısız bir deniz uzaklığı
elimden gelen bu ben iki kişiyim
ikisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor
bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
birisi yeni baştan serüvene başlamış
öbürü silahında son mermiyi yakıyor
çoğalmak neyse ne azalmak zor
Şiir yazmayı bıraktığı günde Attila İlhan anısına...
çoğalmak neyse ne azalmak zor
birisi seni her an bırakıp gittiğim
öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
gözlerine kirli bir bulut getirdim
hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor
elimden gelen bu ben iki kişiyim
birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
bir yerin üşüse onun sıcaklığı
öbürü en içten çağrını işitmiyor
hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı
alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
bakışları kıyısız bir deniz uzaklığı
elimden gelen bu ben iki kişiyim
ikisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor
bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
birisi yeni baştan serüvene başlamış
öbürü silahında son mermiyi yakıyor
çoğalmak neyse ne azalmak zor
Şiir yazmayı bıraktığı günde Attila İlhan anısına...
6 Ekim 2013 Pazar
Sevgili Tomris’e, 15 Mart için
Düş sensin
Açtın mı kapısını balkonunun
Saksıda görünen de sen
Sulayan da senin elin.
Düş sensin
Susuz içersin içkini
İçtiğin içki seni görür uykusunda
Uyanınca anlatılmayı seversin.
Düş sensin
Nedense bu yıl kar yağmadı
Bembeyaz kentin içinde
Bilmem ki nasıl anladım çok belli ayak izlerin.
Düş sensin
Çünkü sensin düş
Küçücük bir kız çocuğu gibi, tam öyle gibi
Baharını icat edersin.
Düş sensin.
Edip Cansever
Açtın mı kapısını balkonunun
Saksıda görünen de sen
Sulayan da senin elin.
Düş sensin
Susuz içersin içkini
İçtiğin içki seni görür uykusunda
Uyanınca anlatılmayı seversin.
Düş sensin
Nedense bu yıl kar yağmadı
Bembeyaz kentin içinde
Bilmem ki nasıl anladım çok belli ayak izlerin.
Düş sensin
Çünkü sensin düş
Küçücük bir kız çocuğu gibi, tam öyle gibi
Baharını icat edersin.
Düş sensin.
Edip Cansever
16 Ağustos 2013 Cuma
Dünyaya Geliş
Gün geldi
ve bir kıvılcım:
"insan" çıkageldi dünyamıza.
Bir elma yüzünden mi,
yoksa debelenişiyle mi maddenin:
bilmiyorum.
Ama gün geldi,
insan geldi dünya.
Farklı cinslerde değillerdi belki.
Hem daha mı imkansız
aynı cinsten üremesi insanların
havva'nın adem'in kaburgasından doğmasından..?
İşte,
daha o zaman atıldı
seni sevmemin tohumları.
<<beni öp sonra doğur beni>>
Eylül - 2011
ve bir kıvılcım:
"insan" çıkageldi dünyamıza.
Bir elma yüzünden mi,
yoksa debelenişiyle mi maddenin:
bilmiyorum.
Ama gün geldi,
insan geldi dünya.
Farklı cinslerde değillerdi belki.
Hem daha mı imkansız
aynı cinsten üremesi insanların
havva'nın adem'in kaburgasından doğmasından..?
İşte,
daha o zaman atıldı
seni sevmemin tohumları.
<<beni öp sonra doğur beni>>
Eylül - 2011
9 Ağustos 2013 Cuma
Sen kayıp giderken ellerimden
sensizliğe doğru
bardak kırmış bir çocuğun korkusu vardı üzerimde
ne yapacağım ben şimdi?
Ben daima bencildim sevdiğim
seni sevmede.
Sende ise suçu başkasına atmanın
verdiği sorumsuzluk hissi vardı.
İlk kez vücudunu tanıyan
bir çocuk misali
gereksiz bir gurur taşıyordun.
Sensizlikler çoğalıyordu
kapıyı kapattığında ardına kadar
Sensizlikten arda kalan
o muazzam boşlukta
seni hayal etmek şimdi
yolunu kaybeden çocuk misali...
Ağustos 2013
sensizliğe doğru
bardak kırmış bir çocuğun korkusu vardı üzerimde
ne yapacağım ben şimdi?
Ben daima bencildim sevdiğim
seni sevmede.
Sende ise suçu başkasına atmanın
verdiği sorumsuzluk hissi vardı.
İlk kez vücudunu tanıyan
bir çocuk misali
gereksiz bir gurur taşıyordun.
Sensizlikler çoğalıyordu
kapıyı kapattığında ardına kadar
Sensizlikten arda kalan
o muazzam boşlukta
seni hayal etmek şimdi
yolunu kaybeden çocuk misali...
Ağustos 2013
25 Temmuz 2013 Perşembe
Senfoni
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta, karada ve denizde, Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum...Turgut Uyar
17 Temmuz 2013 Çarşamba
Ayşe'nin Mektupları
44.
Evimin içinde ayağının sesini duymak istiyorum,
istiyorum ki kapımı çalasın
sana kendi elimle açayım kapımı.
Fakat kunduralarını taşlıkta çıkar kuzum çamurluysalar,
terliklerin seni bekliyor zaten.
Sana kendi elimle yemek pişirmek istiyorum,
kendi elimle kurmak soframızı.
Yalnız,
bulaşığı yine eskisi gibi beraber yıkarız.
Seninle aynı kitapları okumak istiyorum,
(elbet yine anlatırsın bana anlamadığım yer olursa).
Kendi elimle yıkamak istiyorum çamaşırlarını
ve söküklerini dikmek.
Ve istiyorum ki kendi elimle alayım tozunu yazı masanın,
(darmadağınıklığını bozmaya kıyamadan).
Fakat artık
sen de minderin üstünde unutmazsın yanar piponu
ve külünü dökmezsin döşemeye.
Çalıştığın yerde seninle yan yana çalışmak istiyorum,
dövüştüğün yerde yine yan yana dövüşmek,
(ekonomik istiklal için
ve ev işleri esirliğinden filan kurtulmak için değil)
burnunun dibinden ayrılmamak için.
Ve nihayet
en dehşetli hakkımı
seninle aynı yastıkta uyumak istiyorum
ve çocuk doğurmak sana
en az daha iki tane...
24 Haziran 2013 Pazartesi
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Adnan Yücel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
